tv dizisi KIRGIN ÇİCEKLERE.... ANLAMLI BİR YAZI
Yetiştirme Yurdunda büyümüş olmaktan gurur duyan biri olarak, toplumun kafasının içinde oluşturduğu bir çok şeyi haksız olmadığını söylemek isterim. Evet Yetiştirme yurtlarında şiddet, hor görme, aşağılama, birey olamama gibi durumlar sıkça yaşanıyordu. Bunlardan hepimiz nasibimizi aldık. Yaşasın haklısınız, evet şiddet de gördük, şiddette gösterdik. Bunun adına kimse bizi korumazsa biz kendimizi koruruz dedik. Diksiyonumuzla ilgilenip hanım efendi olalım diye özenilmiyordu. 
Bir çoğumuz içimize kapanık tık. Bak buda doğru, kıyafetlerimizde, tarzımızda garipti çünkü bizi her zaman mağazaya götüren ve mahremimizi koruyacak annemiz yoktu hatırlatayım. 
Çünkü okullarımızda yanımızda aile çocukları oturmazdı, minicik hallerine bakmadan ne çok soru sorulurdu. Cevaplarını alır almazda böyle usul usul bir kaçarlardı. Nadirdi dost olanlar, şakalarımıza gülenler. 
Öğretmenler bize çok ayrıcalıklı davrandı sağ olsunlar. Dikkat dağınıklığı varsa, öğrenemiyorsak notlarımızı yükselttiler ya da onlar da çok umursamazdı. Bazılarımız okula gittik gittik geldik. Baktık adam olamayacağımıza hem yurtta hem okulda ikna edildik okulu da bıraktık. Bu grubun sayısı hiç azalmadı hep artı peki neden? 
Kurumda kalan çocuklar devletin kendilerine verdiği bu destekten ne kadar haberdar edilmişlerdi. Dışarı da her türlü tehlikeye karşı yanlarında ne gibi silahları vardı, kariyer, evlilik, sosyal hayata ne kadar hazırlandılar. Hangi kurumun elinde bu konu hakkında verilmiş seminerler listesi vardı. Çocukların kişisel donanımına kurumlar ne katıyordu?
Çok çabaladılar da bizler çok mu vefasızdık bu devlete. Bizi sahiplenmiş insanlar bize ne vaat ediyordu da biz almayız dedik. Kuruma alınma sebeplerimiz neydi kurum bu konuda ne kadar çaba harcıyordu. Hangi önlemleri alıyordu. Kuruma alınan herkes zihinsel özürlü değilse neden bu önlemlere yeterli desteği veremiyorlardı. Kurumlar da “Koruma ve Bakım Altına” alınmamış mıydık? Kanunun amacı, korunma ihtiyacı olan veya suça sürüklenen çocukların korunması değil miydi? 
Peki toplum ne kadar takip ediyor bu kurumda kalan çocukların durumlarını hangi çocuklar alınıyor bu kurumlara. Bir hatırlatayım olmazsa.
Korunma ihtiyacı olan çocuk: Bedensel, zihinsel, ahlaki, sosyal ve duygusal gelişimi ile kişisel güvenliği tehlikede olan, ihmal veya istismar edilen ya da suç mağduru çocuğu, 
Suça sürüklenen çocuk: Kanunlarda suç olarak tanımlanan bir fiili işlediği iddiası ile hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılan ya da işlediği fiilden dolayı hakkında güvenlik tedbirine karar verilen çocuğu, ifade ediyor biliyor muydunuz?
Bilinç altına alınmış bir yetim hane düşüncesi var herkes yetim değil, herkes yetim bırakılmış bu kurumlarda. 
Şimdi biz yetiştirme yurtlarından çıkanlar yukarıda ki sorulara net cevaplar almaya çalışırken birde ulusal kanallarda yapılan dizilerde bizden bahsediyorlar, ya he doğruda bizi üzüyor. Çünkü tek tip çocuk yok o kurumlarda herkesi farklı etkiliyor bu hikayeler de bazısı kendini buluyor, bazısı utanıyor, bazısı bu durumları yeni ailelerine açıklamıyorlar.
Çok çabalıyoruz bu toplumda tek başına ayak da kalmak için, 
Bunları yaparken inanın her alanda; iş yerinde, ilişkilerde, evliliğimizde…
Diziyi izlemedim eleştiride bulunmak istiyorum. Biz ne kadar normaliz mücadeleciyiz, akıllıyız zekiyiz başarılıyız desek de toplumda oluşmuş ön yargıyı ne yaparsak yapalım yıkamıyoruz. 14 yıllık görev yaptığım kurumda asistanlık yaptığım dönemde benim kendi başkanıma “yetiştirme yurdundan çıktım” dediğim anda, saygı gören, kültürlü tüm Türkiye’ nin sosyal hak ve hukukunu savunan bir kurum da başkan bana “hiç benzemiyorsun” demişti. “Neye benzemiyorum” diyemedim. Anladım ne demek istediğini, bu duyduğumla gurur duyamadım, benzemiyor olmak beni rahatsız etti. Çünkü çok benziyorum, yurtta kalan, hayat mücadelesi veren, eş olan, anne olan herkese. Bizler hayatımızın her döneminde bu sınava tabi tutuluyoruz. 
Toplum çok ahlaklı, aileler çok bilinçli ama biz değiliz neden anne babalarımız sıkıntılı ya da yok. Herkes anne baba olamıyor işte!! Bin farklı nedeni var. Halbuki yapması gereken tek şey sorumluluk almak bizi bu çıkmazlarda bırakmamak olmalıydı ailelerimizin olmadı. Bu kadar bencil bir toplumda böyle bir dizi normal. 
Tepkimiz normal mi? Hayır. Çünkü bu kurumlardan ayrıldığımız gibi bütün bu ön yargı ve aldatmacalara tek başına karşı koymaya çalıştık. Peki bu mücadeleyi nasıl kazandık. Allah diyorum, Allah karşımıza doğru insanları çıkardı, vicdanlı, ahlaklı anlayışlı, kendi işine bakan geçmişini irdelemeyen. Ama bilinmeyen, bir çok kız ve erkek daha kurum içinde kaybolmuş ve doğru bir kişilik geliştirememiştir. Bunun sebebi kurumda bakımın adının değişmesine rağmen insan yetiştirme, ruhunu tamir etme, öz güven kazandırma cesaret verme gibi bir çabanın ve donanımın hala tam anlamıyla olmayışından. Kanunumuz çok cici okuyun vay be ben evdeki çocuğuma bu kadar özen göstermiyorum dersin uygulamaya gir bak yok işte ne yaparsın bazen politik, bazen bireysel memur zihniyeti hakim. Saatimi doldurur yoluma bakarım. Anasının babasının sahip çıkmadığına ben ne yapabilirim. Neden o kurumda çalışıyorsun işsizdim denk geldi. 
Yani kurumlarda farklı birçok sebep var, farklı bir çok sebeple hayat mücadelesi demek bu, farklı bir çok tedbir gerektiren.
Kimi kime şikayet ediyoruz...
Çok zor örgütlenmiş Yurttan ayrılanlar dernekleri olarak Aile Bakanlığına bazen, neyi nasıl yapması gerektiğini ve ne yaparsa başarılı oluru anlattığımız zaman elimizden hazırlanan, sorunlar ve çözüm önerileri alınarak, kurum içinde bir kaç kişi tarafından sahiplenip biz STK ları bile dışarıda bırakmadılar mı?
Neden? çünkü kurumdan ayrılmış yetiştirme yurdundan çıkmış kişiler nasıl olurda öneri getirebilir anlayışı bizi yetiştiremeyeceğini baştan kabul eden Aile bakanlığında bile çok yaygın. Bizler hep başı okşanan yüreği okşanmayan insanlar olduk yani kaderimiz dışlanmak aradan çıkanlarımıza da bir iki madalya, teşekkür “aaaaa sen farklısın” değilim aynıyım. Yetiştirme yurdunda yetiştim. Kötüyü görüp sonuçlarından korkan iyiliği bireysel olarak tercih edenim. Toplumda ki diğer herkes gibiyim az biraz ahlaklıyım belki değilim. Bunun yurtta büyümem ile ilgisi yok. Olay bundan ibaret.
Bu durumların dizi oluşu, rol yapılması, gerçek olmadığı anlamına gelmiyor. Gerçek bu bununla yüzleşip birilerine yurtta büyüdüğümüzü söylediğimizde “aaaaaa hiç benzemiyorsun” u tek tek dedirteceğiz çünkü toplu yetişmiş olsak da hayatta tek kalacağımızı unutmayacağız…
Sevda Okur Akyüz
  
926 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın