MÜRSEL GÖKCEN

MÜRSEL GÖKCEN
mursel.gokcen@hotmail.com
REŞİT OLMADAN AYRILANLARI SAVUNDUK.
24/11/2014
BENİ BURAYA ZORLA OTURTTULAR BEN BİLMİYORUM GÖRMEDİM, DUYMADIM, TAKİP EDEMEM ÇÖZEMEM NE OLUR ÜZERİME GELMEYİN BAKANLIĞI (Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı)
19.11.2014 tarihinde saat 14:00 de Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlık katında Bakanlığın Müsteşarının başkanlığında 37 dernek başkanı, 20 il temsilcisi ve yetiştirme yurtlarından ayrılmış madurlar ile toplantı yapıldı. Toplantıya katılan bir dernek yöneticisi olarak neler yaşadık ve neler hissettik anlatmak isterim. Toplantı Başlar başlamaz Müsteşar hanım mimik ve vücut dili ile bize ve taleplerimize saygısının olmadığını ifade eder şekilde cümleler kurup. Yaşanılan ve geçmişte yaşanmış sorunlarının iş istihdamı ile çözülemeyeceğini anlatmaya başladı. Aile Bakanlığının 2005 itibari ile politikasının çocukların ne olursa olsun aile yanında desteklenmesi gerektiğini bunun içinde çocukları ayni nakdi yardımlarla, ana, baba, dayı, hala, koruyucu aile olmak isteyen insanlara teslim ettiklerinden Kurumları boşaltmanın başarı olduğunu sayılarla anlatmaya çalışırken. Bir dernek başkanımız Verilen bu çocukların takibinin yapılmadığını anlatmaya başladı. Çocuk evleri, sevgi evleri, rehabilite merkezlerinin adları vardı kendileri yoktu. Rehabilite edilemeden kadın sığınma evlerine gidiyorlardı ve bunlardan kimsenin haberi yoktu, rehabilite olamıyorlardı adres değiştiriyorlardı. Evet kurumlar kapandı arsalar belediyelere verildi. Evlere de sevgi evi deyince daha sempatik olmuştu her şey. Çocukları da para ile ailelere verince sayı düşüyordu. Ama ailelerine ayni nakdi yardımla verilen bu çocuklar okuyor mu? çalışıyor mu? Para gerçekten çocukların gelişimine yatırılıyor mu? İstatistik var mı? Bu sistem başarılı olmuş muydu? maduriyet oluyordu da artık kurumlar kapatıldığı ve küçüldüğü için kurumların içinde mi kalıyordu bu sorunlar. İçi gerçekten doldurulabiliyor muydu yetiştiriliyorlar mıydı. Adları değişiyor kurumlar boşaltılıyor muydu? sistemimin başarılı olamadığını örnekleriyle anlatmaya çalışıyordu Türkiye'nin dört bir yanından gelen dernekler ama dinleyen var mıydı? Yok dinlemedi onu bırakın aşağıladı sözlerini kesti, ne zoru vardı ki bu derneklerin iftira atacaktı. Oradaki çocuklar benim kardeşim diyorlardı. Takip edip bilgi toplamışlardı anlatıyorlardı. Aile maddi gücü olmadığından bakamadığını söylüyor bakanlıkta kurumları boşaltmak adına bu çocukları belli bir ücret ile ailelerine gönderiyor. Güzel bir uygulama gibi görünse de takibi yapılmayan her uygulama istismara açıktır. Onlarca derneğin bir araya gelmesinin nedeni de işte bu yıllarca istismarlarla madur edilmiş çocukların/gençlerin /yetişkinlerin maduriyetlerinin giderilmesiydi. Yetiştirme yurtlarından çıkanlara iş hakkı veriliyor. Yurtta onlarca yıl kaldığı halde iş olanaklarından faydalanamayan bir grup maduriyetini anlatmaya yeniden kendi ayakları üzerinde kalmak istediklerini yuva kurabilmek için topluma adapte olabilmek için öncelikle maddi bir geliri olması gerektiğini anlatıyor ancak "Müsteşar hanım istihdama takmışsınız istihdam haricide başka ne yapılabilir" dediğinde, madur kişiler neden ve nasıl madur edildiklerini anlatmaya başlıyor, namaz kılıyorum diye yurttan atıldım, müdürle kavga ettim diye yurttan atıldım, anneme teslim edilmişim haberim olmadı çünkü benim annem ölmüştü diye farklı bir çok hikaye dinliyoruz ama bakanlık bürokratları o tarihte başka kurumlarda çalışıyorlardı ya onların suçu değildi ki. yanlış uygulamalardan kaynaklı bu maduriyetleri kabul etmediği gibi, Türkiye'nin farklı illerinden kendi ailelerinin rızıklarından kesinti yaparak kilometrelerce uzaklardan gelmelerine rağmen önce kendi bakanlıkları tarafından bir ötelenme bir yarı kulakla dinlenmenin ardından "ben yetkili merci değilim cevabı alıyorduk sürekli, " İş hakkı kalkmalı bu iş hakkı yüzünden bunlar yaşandı bu yüzden okumadınız" diyen bir müsteşar. Geçmişte kurum bakımının bir arada olmanın ve uygulamaların kendi stratejilerinden kaynaklandığını kabul ederken çözüm noktasında ellerinden hiçbir şey gelmeyeceğini alaycı bir üslupla anlatıyor. O kadar yoldan aşağılanmak için gelmemişti hiç kimse, aynı yurtta beraber kaldıkları kardeşleri güç durumdaydı, dernek başkanları yuvalarını kurup anne , baba olabilmişken bir çoklarımızın neden olamadığını anlatmaya çalışıyorlardı. Her seferinde alınan cevap "artık 30 yaşında olan birine ne yapalım, zaten bir ton kötü olay yaşamış ayakları üzerinde duramamış kişilere biz bir şey yapamayız" derken, onların başına gelenlerin sorumlusu olduklarını unutuyorlardı yine sorumluluk almak istemiyorlardı. Dernek başkanlarının sözlerini keserek "sen ne mezunusun" diyerek aşağılamanın yanında, söyledikleri hiçbir şeyi dinlemediği her halinden belli olan müsteşara biz bile nerdeyse acıyacakken biri ayağa kalkıp, "bu insanları kurumlardan atan, kaçmalarına sebep olan, kişiler emekli oldu belki öldü ama bu insanlar yıllarca bu maduriyetleri ile hayatta kalmaya çalıştılar", "hukuki olarak hak arama yoluna gidecek olanların elinde belge yok bilgi yok", kurumların bu insanları resmi bir belge olmaksızın kime teslim ettikleri belli olmadığı için, hukuki olarak da bir şey ispat edemiyorlar". Ben yıllarca kurumda kaldım beni sokağa attılar hiçbir iş hakkımda olmadı ama şimdi çocuklarım var. Ne yapacağım ben diyor. Madur edilmiş oda, yurtta kalırken 18 yaşını doldurmasına 3 ay kala koruma kararı kaldırılmıştı. Sokağa atılmıştı yıllarca çalışmış çabalamış ancak kapıcılıkla tutunmuştu, ve devam etmek istiyordu yaşamaya ve iş istiyordu, Bakanların, bürokratların, milletvekili çocuklarının, iş adamlarının dayısı olanların istedikleri gibi de değil, yıllarca çekmişti zaten yoğurmuştu hayat onları hazırdı ve artık yuvasını korumak için istiyordu. evlatlarına devlet kurumlarının en üst düzeylerinde kariyer yolunu açanlar gibide değil. kendi yetiştirdiği ama madur ettiği evlatlarını sahiplensin istiyordu. Devam etti anlatmaya, beni anneme teslim etmişler benim annem ölmüştü ben sokaklarda kaldım benim beraber arkadaşlık ettiğim herkesi işi var benim hiçbir şeyim yok. Şimdi bu insan neyin nasıl mücadelesini yapacak yüzlerce insanı kapı dışarı edipte hiç mi sorumluluk almayacaksınız. Kızlarımız yıllardır fuhuş batağında dediğimizde, derneklerden bilgi isteyenlerin görevleri bu gençleri takip etmek değil miydi, "İş vermeyin ama ne olur bunları kendi işlerini seçecek şekilde yetiştirin" diyor bir başka dernek başkanı, "rehabilitasyon merkezi denmiş bir çok kurumun içleri boş, orda rehabilite edilmiş kaç kişi var" dendiğinde sayı bile verilemiyor. Aile bakanlığı ne geçmişte nede günümüzde kime neden sahip çıktığını çıkması gerektiğini, bilmiyor aile bakanlığı bakanlık olduğundan beri sürekli bürokrasinin kariyer yatağı olmuş, müsteşarın koltuğunda oturuşu, tavrı benim yapabilecek hiçbirşeyim yok demesi Türkiye'nin dört bir yanından dernekleri ellerini sıvayarak başını eğerek ben bir şey yapamam maduriyetleriniz beni aşar diyen kişi kurumda politika üretemiyor, çözüm üretemediğini söylüyorsa o koltuk ve görev neden verildi. Yazık değil mi bu kadıncağıza. Yıllarca kurumun sokağa attığı genç adamlar ölmüşse, evlenememişse baba olamamışsa, işi olmamışsa yuvası olamamışsa maalesef bakan müsteşar ve genel müdürlerin bu kurumu kariyer atlama yeri olarak görmesinden, bürokrasinin hiçbir politika geliştirecek isteği, gücü, hevesi olmadığını gördük. Biz yurttan çıktık, devlet büyüttü bizi, evet yurtlarda dayak yedik, küfür yedik horlandık tacize uğradık ama biz ayakta kaldık. Ayakta kalamayanlarımız için mücadele ediyoruz. Biri bizi duysun ama ne olur gücü olan duysun dalga geçmek için bizden daha maduru oynamak için makamlarınızı çağıracaksanız kalsın. Siz kariyerinize bakın, Bakan olun, müsteşar olun, genel müdür olun Allah daha çok versin gözümüz yok, gözümüz sözcüsü olduğumuz kardeşlerimizin gözyaşlarında onlarında hayata tutunması, genelevlerin, pavyonların, tetikçilerin, terör örgütlerinin eline düşmeden, baba olsunlar eş olsunlar, anne olsunlar artık kendilerine ait bir hayatları olsun diye uğraşmaya devam edeceğiz. Yetiştirme yurtlarından ayrılanlar dernekleri adına saygılarımla...


Paylaş | | Yorum Yaz
2816 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

ÖNYARGI DEĞİŞEBİLİRMİ. - 31/10/2014
BİZLERİ SAÇLARI HEP SIFIR NUMARAYDI..
yurtlardaki kardeşlerimiz için 5 dakika.... - 02/05/2014
sevgisizlik ve güvensizlik en büyük düşmanımızdır...
ASLA UMUDUNU KAYBETME..ASIL O ZAMAN KAYBEDERSİN - 17/12/2012
HAYATTA DİLENLER DEĞİL DİRENENLER KAZANIR.
YETİŞTİRME YURDU ÇOCUĞU VE GERCEKLER. - 12/12/2012
YETİŞTİRME YURDU ÖNCESİ VE SONRASI MERAK EDİYORMUYUZ.... TEMELİNE İNİLMEYEN PROBLEMLERİN ÇÖZÜMÜDE ZORDUR.
YETİŞTİRME YURDU ÇOCUĞU VE GERCEKLER. - 12/12/2012
YURT ÇOCUĞU VE GERCEKLER
ÖFKEYLE BESLENEN ÇOCUKLARDA İNSANDIR. YETERKİ SEVGİYLE BESLE. - 09/12/2012
ÖFKEYLE BESLENSEDE ELERİ SIMSICAK YÜREKLERİ SEVGİ DOLU DUR.
Acımasız dünyanın savunmasız bir neferi - 06/12/2012
çanekkale yetiştirme yurtlarından ayrılan neriman güder kardeşimizin güzel bir yazısı.
insan olmanın kolaylıkları. - 04/09/2012
işte güzel bir yazı okuyalım.
90 LI YILLARDA YURT HAYATI VE ZORLUKLARI. - 14/08/2012
HAYAT RÖVAŞATA ATMAK. SÜPER BİR HAREKET.
 Devamı